TARİHİMİZ

NOT: Bu bölümdeki imzasız tüm yazı ve belgeler Muammer KARATAŞ tarafından derlenip hazırlanmıştır. Bu derlemerle ilgili daha geniş bilgi almak ya da, olası yalnışlıkları düzeltmek isteyenler kendisine başvurabilirler.

 

 

BUGÜNKÜ GÖKÖREN   (2005)

Köyümüz Gökören (Bzagokıt) Çorum ili Alaca ilçesine bağlı Aşkarawa kökenli bir köydür. Alaca’ya 14 Km uzaklıkta ve Alaca’nın kuzeyindedir. Köyümüzün doğusunda Sultan Köy (Abaza), kuzey batısında Kapaklı Köyü (Kaberdey) kuzeyinde Kılavuz ve Keşlik Köyü, güneyinde Çatak Köyü bulunmaktadır. (Köyümüz kurulduğunda ilk adı Gökviran idi sonradan değişerek Gökören’e dönüşmüştür. Osmanlı arşivlerinde Gökviran olarak geçmektedir.)

Köyümüzün yerleşim yeri ova olup halk geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Tarımda buğday, arpa, nohut, mercimek, şeker pancarı, soğan ekimi yapılmakta, ekim alanlarının sulanması köyümüzün göletinden ve köy havuzundan yapılmaktadır. Köyün toplam 11.000 dönüm arazisinin 8.000 dönümü tarıma elverişli olup diğerleri mera olarak kullanılmaktadır. Bu 8.000 dönüm arazinin yaklaşık 3.000 dönümü köy dışından yabancılara satılmıştır. Şu anda yaklaşık 5.000 dönüm arazi üzerinde tarım yapılmaktadır. Köyümüzde bulunan gölet ve havuz sulu tarım ihtiyacını karşılamaktadır. Köyde yetişen gençlerin ilk defa yüzmeyi öğrendiği herkesin anılarında yer yapan köyümüz havuzu 1967’de, köyümüzde bize ilk defa balık tutmayı öğreten göletimiz ise 1986’da yapılmıştır.

Köyümüzde cami ilk iskandan iki yıl sonra kerpiç duvarlarla mescit şeklinde yapılmıştır.30 yıl kadar sonra da yeniden cami yapılmıştır. Yeni yapılan caminin duvarları köyümüzün kuzey batısındaki Akpınar Köyü yakınlarında bulunan kullanılmaz durumdaki kilise harabesinden ve mezarlık taşlarından getirilerek yapılmıştır. (Kaynak: Bzagoa Hacı Murşit “Babam rahmetliden duydum” diyerek anlattı.) 1970 yılında cami tamamen yıkılarak tüm komşu köylerden ve tanıdık Çerkes köylerinden yardım toplanılarak yeniden yapılmıştır. Yeni cami yapılırken eski camide ki büyük ve Latin harflerle üzeri yazılı haç işaretli taşların büyük bir kısmını yeni camiyi yapan usta “haç işaretleri günah olur” gerekçesiyle haç resimlerini tahrip etmiş ve çoğunluğunu da görünmeyecek şekilde cami temeline koymuştur. Şimdiki camimizde bu taşların çok azını tahrip edilmiş şekilleri ile görmek mümkündür.

Köydeki ilkokul ise 1960 yılında bir derslik, salon, müdür odası ve lojman olmak üzere köy insanlarının emekleri ve devletin malzeme katkıları ile yapılmıştır. Köyümüzde okul yapımıyla ilgili doğruluğunu tam bilemediğimiz bir söylenti bulunmaktadr. Biraz farklılıklar içermekle beraber yaşlılarımızdan dilmediğimiz şu söylentiyi buraya aktarmayı da “tarihten ders” alma anlamında değer gördük. 1932 yılında köyümüze gelen ilçe kaymakamı köyün tertip düzenini beğenir ve köye ilk okul yapılması için öneride bulunur. Köyün ileri gelenleri önce teklifi kabul ederler sonra kaymakam gidince uzunca tartışmalara girerler köye yapılan okulun “köyün yapısını bozacağı” ve köye “gavurluk” getireceği gerekçesiyle karşı çıkarlar. Köyden ileri gelenlerden iki kişi kaymakama giderler köy halkının okul istemediğini söylerler. Kaymakam bunun üzerine sinirlenir “Gökviran olacağına Akören olur” der ve okul Akören Köyü’ne yapılır.

Köyümüzde iki tane çeşme ve her evde terkos suyu bulunmaktadır. İlk kurulduğunda kerpiç duvarlı toprak damlı evler zamanla değiştirilerek yenilenerek betonarme ve kiremit çatılı evlere dönüşmüştür. Yaklaşık kışın 15, yazın 25 – 30 hane yaşamaktadır.

GÖKÖREN’İN MUHACERET TARİHİ

Osmanlıların Kafkasya’ya doğru yayılma siyaseti ve Rusların sıcak denizlere inme planlarının ortak çatışma noktası Kafkasya tarih boyunca savaşlar ve işgallerle iç içe yaşamıştır. Tarih boyunca Ruslarla geçinemeyen Kafkasya’nın yerli halkları Ruslarla savaşacak onlarla baş edecek sandıkları Osmanlı İmparatorluğu’nu yanlarında görünce Osmanlı ile beraber olup Ruslara karşı uzunca süre savaştılar. Nihayetinde Osmanlı imparatorluğu Ruslar karşısında yenilip Kafkasya’yı terk etmek zorunda kaldığında Osmanlının savaş alanında işbirlikçileri olan Çerkes’lerin büyük bir çoğunluğu da Osmanlı ile birlikte Kafkasya’yı terk edip Osmanlı topraklarına (Anadolu, Balkanlar, Suriye, Ürdün, İsrail) yerleşmek zorunda kalmışlardır.

Köyümüz işte bu Osmanlı Rus savaşlarından sonra Kafkasya’yı terk edip Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalan Abaza(aşkarawa) asıllı ailelerden kurulmuştur. Köyümüz şimdiki Rusya’nın Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti’nden göçüp bugünkü yerlerine tahmini 1860’lı yıllarda gelip yerleşmişlerdir. İlk ikamet ettiklerinde köy (öyle rivayet edilir ki) 7 veya 11 hane idi ve ismi köye ilk yerleşen ailelerden biri olan Bzagoa’ların ismi ile Bzagoakıt (Bzagoa’ların köyü) olarak anılmaktaydı. Köye ilk yerleşen aileler kendileri ile birlikte gelen ama Tokat Zile, Sivas Şarkışla, Çorum Alaca ve Yozgat bölgelerine serpiştirilerek ikamete mecbur kalmış diğer akrabalarını ve tanıdıklarını bulmuşlar ve onları da köye getirerek yerleştirmişlerdir. Böylece köydeki hane sayısı zamanla artarak 58 haneye kadar çıkmıştır.

“Muhacirlere köyler inşa olunurken çocuklarının eğilebilmeleri için mektepler inşasına da önem verilmekteydi. Mesela 1860 yılında Varna’nın Tuna’yı Müslim, 1864’te Bozok Sancağı Hüseyinabad Kazası’na bağlı Gökviran, Düzce’nin Üskübi, 1873’te Edirne’nin muhtelif köylerinde mektepler inşa edilmiştir.”(Saydam, A., 1997, Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara). Bahsi geçen bu mektep ve mektebin fiziki kalıntıları hakkında köyümüzde bilgisi olan ve bunu hatırlayan yoktur.

BELGELERDE GÖKÖREN KÖYÜ

  • BELGE 1
  • BELGE 2
  • BELGE 3
  • BELGE 4
  • BELGE 5