HABER

 

İLHAN KELEŞ'İN OBJEKTİFİNDEN DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ İSTANBUL TOPLANTISI
18.05.2006

6 Mayıs 2006 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Dünya Çerkes Birliği Toplantısına Rusya Federasyonu'ndan, Abhazya'dan, Avrupa'dan, ABD'den, Ürdün'den, İsrail'den, Suriye'den ve Türkiye'den delegeler katıldı.

 


KAF-FED Genel Başkanı Cihan Candemir'in açılış konuşması.


 

KONUŞMA METNİ (kaf-fed'in sitesinden alınmıştır.)

Sayın Başkanımız Zawurbiy, dünyanın değişik ülkelerinden (Rusya Federasyonu’ndan, Abhazya’dan, Avrupa’dan, ABD’den, Ürdün’den, Suriye’den ve İsrail’den) gelen delegelerimiz, kongremizi izlemek üzere davetimize katılan saygıdeğer misafirler ve derneklerimizin değerli üyeleri hepiniz hoşgeldiniz. Atalarımız tarihi topraklarından zorla sürüldüğü zaman onların Karadeniz’in azgın fırtınalarından, hastalık ve açlıktan kurtulanların bir çoğu karaya İstanbul’da çıkabilmişti. “İstambulag’o” yani “İstanbul yolcusu” sürgün sözcüğünün karşıtı olmuştu. İstanbul’da karaya çıkanlar buralardan önce Osmanlı İmparatorluğu topraklarında sonraları dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmak zorunda kaldılar. 142 yıl önce İstanbul üzerinden dünyaya dağılan Çerkesleri bu defa kavuşturuyor İstanbul. Bu tarihi günümüzde aramıza katıldığınız ve heyecanımızı paylaştığınız için tüm katılımcılara başkanı bulunduğum, Türkiye’deki 50 derneğin kurduğu Federasyonumuz adına ve şahsım adına çok teşekkür ediyorum. Sayın misafirler, bu gün bizim için gerçekten önemli bir gün. Çünki, Dünya Çerkesleri ilk defa yine Türkiyede 21 Ekim 1989’da Ankara’da “Çerkes Sürgünün 125. Yılını Anma” toplantısında bir araya geldiler. O gün bir araya gelenler kamuoyuna “Bir dünya oluşturalım, bu dünyada halklar arasındaki barış ve kardeşlikler sağlamlaşsın, barış rüzgarları ‘savaş’ sözcüğünü bütün dillerden silsin. İnsanlığa ve barışa değer veren insanlar hep beraber dünyayı sevgi ile süsleyelim” çağrısı yaptılar ve bu amaç doğrultusunda değişik ülkelerde yaşayan Çerkesler’in bir üst organizasyonu olarak Dünya Çerkes Birliği’nin kurulmasına yönelik ilk adımları attılar. Kuruluş hazırlıkları iki yıl sürdü. 19-20 Mayıs 1991’de Nalçik’te yapılan ilk kongrede Dünya Çerkes Birliği kuruldu. Kurulduğu 1991 yılından bugüne 1993 Maykop, 1996 Çerkesk, 1998 Krasnodar, 2000 ve 2003 Nalçik’te olmak üzere altı kongre yapıldı. Dünyanın değişik ülkelerinde yaşıyan, çoğu birbiriyle akraba olan Çerkesler 142 yıl önce dünyaya saçıldıkları İstanbul’da bu defa yedinci kongremizi yapmak üzere tekrar bir aradaya toplanıyoruz. Kuruluş kararlarının alındığı Türkiyemiz bu kez DÇB’ye yeni bir vizyon oluşturmak, yeni bir misyon belirlemek umuduyla Dünya Çerkeslerine ev sahipliği yapıyor. Toplantı ile ilgili müracaatlarımız zaman olarak maalesef Güney Doğu’da bölücü guruplarla çatışmaların arttığı döneme rastladı. Bize “Şu hassas dönemde bu toplantıyı keşke yapmasaydınız” diyenler de oldu. Ama biz üç yıl önce 2003 kongresinde alınmış bir karardan vaz geçemezdik. Yaşadıkları bütün ülkelerde, diğer halklarla barış içerisinde, onurlu vatandaşlar olarak yaşayan biz Çerkesler’in çekinmesini gerektiren bir neden, gocunacağı hiç bir gerekçe de yoktu. Bilakis bu toplantının bizim için bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Bu buluşma, medeniyetler çatışması korkularının yaşandığı, dinler arası hoşgörüsüzlük yüzünden insanların öldüğü, ırkçığın yeniden hortlatıldığı, bakanlık yapan sanatçılarımızın öldüresiye dövüldüğü ve terörün yaygınlaştığı günümüzde, dünyaya 17 yıl sonra bir kez daha seslenmek imkanını veriyor. Türkiye’ye ve dünya’ya diyoruz ki: “Gelin, bir dünya oluşturalım, bu dünyada halklar arasındaki barış ve kardeşlikler sağlamlaşsın,barış rüzgarları ‘savaş’ sözcüğünü bütün dillerden silsin. İnsanlığa ve barışa değer veren insanlar hep beraber dünyayı sevgi ile süsleyelim”. Allah’a kendi dilimizde dua ediyoruz: “Tanrım, yer yüzündeki tüm halklara yardım et. Ama biz Çerkesleri de unutma. Değerli delegeler ve saygıdeğer misafirler, DÇB’nin kuruluş amacı ilk tüzüğünde şu şekilde yazılmıştı: “Dağıstanlılar, Osetyalılar ve Çeçen-İnguş halkları kendi tarihi topraklarında yoğun bir nüfusa sahip olup buna karşın diasporadaki nüfusları oldukca azdır. Dolayısıyla onların nüfus ihtiyacı ve geri dönüş diye bir sorunları yoktur. Ya da çok azdır. Buna mukabil, Abhazya, Adigey, Karaçay-Çerkes, Kabartay-Balkar ve Kıyıboyu Şapsığ Bölgesi’ nde Adige-Abhaz- Wubıh halkları % 80-90 lar oranında sürgüne tabi tutulmuşlardır. Tarihi topraklarına dönüş hakkının kazanılması, kazanılan bu tarihi hakkın süratle kullanılması yoluyla asimilasyonun ve kültürel yokoluşun önlenmesi gerekmektedir.” Esasen DÇB’nin kuruluş nedeni de budur. Tüzükte amaç ve görevleri de şöyle yazılmıştır:

“DÇB’NİN AMAÇ ve GÖREVLERİ:
1. DÇB, Adıge-Abaza halkının yeniden yapılandırılması, geliştirilmesi, buna yönelik amaçlarının gerçekleştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması ve geliştirilmesi için çaba göstermeyi, tarihlerinin olduğu gibi bütün gerçek yönü ile ortaya çıkarılmasına yardımcı olmayı amaç edinmektedir.
2. Bu amacı gerçekleştirmek için DÇB şu çalışmaları yapar:
a) Dünyadaki tüm Çerkeslerin ve Anayurtta yaşayanların ilişkilerini artırmak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmek,
b) Tüm Çerkeslerin aynı yazı ve alfabeyi kullanmalarını temine çalışmak,
c) Çerkes kültürünün dünyaya dağılmış olan parçalarını, yayın araçlarını Anavatanda bir araya getirmek, Çerkeslere ait tüm yayınları bir araya getirmek,
d) Tüm Çerkeslerin ana dilleriyle okuma ve yazmalarını sağlamak için çalışmak,
e) Derneklerin güçlerini birleştirmeye yardımcı olmak, daha üst aşamada birlikte örgütlenmelerini sağlamak,
f) Farklı ülkelerde yaşayan Çerkeslerin birbirlerini tanımasını, akrabaların birbirlerini bulmasını,genç kuşaklarımızın dayanışma içinde olmasını sağlamak,
g) Uluslararası kuruluşlar kanalıyla Çerkes Sürgün ve soykırımını tescil ettirmek ve çifte pasaport-çifte vatandaşlık hakkını elde etmeye çalışmak,
h) Haksızlığa uğrayan ve bir çok ülkede darmadağın yaşamakta olan Çerkeslerin en kısa sürede Anavatana dönüşlerine yardımcı olmak,
3. Anayurdumuzla başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın ekonomik konularda daha ilişkili ve işbirliği içerisinde olmalarına ilişkin olanakları harekete geçirmek.
4. Ulusal soruna ilişkin konularda devletler, bölgesel birlikler ve dünyanın her yerindeki organizasyonlar nezdinde yer almak ve gereken girişimlerde bulunmak

Sevgili delegeler bu kongrede şu soruları kendimize sormak durumundayız. DÇB olarak tüzüğümüze yazdığımız ve yapmamız gerekenlerin ne kadarını yapabildik? Şimdi geriye baktığımızda, dünyanın dört bir tarafındaki dernekleri ve yöneticilerini bir birleriyle tanıştırmış olmak, UNPO’dan iyi bir karar çıkarmış olmak, Adige Tarihi ve Adige Ansiklopedisi ile tek dilde buluşma konularında katedilmiş bir mesafenin dışında ortada büyük bir başarı söz konusu değildir. Hatta DÇB’nin kuruluşunda var olan o büyük heyecan ve coşku önemli oranda azalmıştır. Aşağıda belirtilen amaçlarımız doğrultusunda hiç bir şey yapılamamıştır. 15 yıllık çalışmalarımızdan sonra bu gün bir öz eleştiri yapacak olursak sonuç şudur:

  • Tek yazıya ve ortak alfabeye ulaşamadık, dilimizin asimilasyon hızını kesemedik.
  • Anavatan’a nüfus götürme ana misyonumuz olacaktı ama olamadı. Geri dönüş ve vatandaşlık yasalarının olumsuz hale getirilmesi engellenemedi.
  • Çerkes ulusal sorunlarını çözebilmek için uluslararası kuruluşlara üye olacak ve sorunlarımızı oralara taşıyıp sonuç almaya çalışacaktık. Sadece UNPO’ya üye olabildik ama oradan çıkarabildiğimiz yegane önemli kararın da arkasında duramadık. Konuyu DUMA’ya resmen yazdık ancak herhangi bir sonuç alamadık. KAFFED olarak son üç yıldır gündemde tuttuğumuz bu konuya şimdi Çerkes Kongresi sahip çıkmış ve bir karar aldırmanın peşine düşmüştür.
  • DÇB’nin amblemi meselesini bile 15 yıldır sonuca bağlayamadık.
  • “Çerkes Yardımlaşma Fonu” ile “ Çerkeslerin yeniden bir olması fonu” çalışmaya başladı ama devam etmedi.
  • Üç Cumhuriyet arasında Ortak Parlamento oluşmuş ve ilk toplantılarını yapmaya başlamışlardı ama Çerkessk hataları bu önemli imkanı da yok etti,
  • Sadece Türkiye, Ürdün ve Amerika aidat ödeyip diğerlerininn aidat borçları Çerkes usulü kararlarla hep ileriye ötelendi. Kuruluşumuz mali sıkıntıda ve iş yapamıyor. Merkez binamız bile 3-4 yıl bu nedenle gecikti.
  • Türkiye-Rusya Fedrerasyonu arasındaki ikili kültür anlaşmalarını işletemedik ve diaspora olarak biz de sıkıntılar yaşamaya başladık.
  • TV kurup yayın yoluyla din ve dil eğitimi, okuma-yazma kampanyaları ile insanlarımıza sürekli ulaşacaktık ama ne yazık ki beceremedik.

    Evet bu arada ciddi sorunlarımız oldu. DÇB Merkezinin Karaçay- Çerkesk’te bulunduğu dönemde yanlışlıklar yapıldı. DÇB amaçları dışında politikaya karıştırıldı. Çerkesk’teki dönemde ve Nalçik kongresinde sıkıntılı dönemler yaşandı. Birlikte yola çıktığımız bazı arkadaşlarımızı küstürdük. Çeçenistan’daki savaş ve sonrasında yaşanan sıkıyönetimler nedeniyle rahat çalışılamadı. Beslan’daki Nalçik’teki üzücü olaylar toplantılarımızı dahi engelledi. Bunun gibi bir çok olumsuzluk daha sayılabilir. Ama diğer yandan geçen sürede bazı kazanımlarımız da var: Türkiye’de AB ne giriş sürecinde önemli gelişmeler oldu. Demokratikleşme yönünde önemli adımlar atıldı. Henüz tam olarak uygalanamıyorsa da, derneklerimiz 17 yıl öncesine göre daha özgür, ve çalışma alanları daha geniş. Yetersiz olsa bile daha büyük bütçelerle çalışabiliyoruz. DÇB olarak bağımsız bir ofisimiz var. Kaberdey- Balkar’da ve Adgey’de toplumu için bir şeyler yapmaya çalışan Kanoko Arsen ve Şowmen Hazret gibi Cumhurbaşkanlarımız var. Bu gün DÇB’nin kurulduğu Türkiye’de tekrar toplandık. Yıl 2006 ve dünyamızda çok şey değişti. 17 Yıl önce DÇB’nin kuruluşunda katkısı olanların bir kısmını kaybettik. Onlara Allahtan rahmet diliyoruz. Yine 17 yıl önce DÇB’nin kuruluşuna emeği geçenlerin bir kısmı da halen aramızda. Onlara da Allahtan uzun ömür diliyoruz. Şimdi hepimize yeni bir görev düşüyor. 17 Yıl öncesinin heyacanı ile bir kez daha Türkiye’de yeni bir dönem başlatmalıyız. Yapmamız gereken ve yapamadıklarımızı bundan sonraki dönemlerde yapabilmek için öncelikle DÇB’yi yeniden yapılandırmalıyız. Daha genç ve dinamik kadrolar oluşturmalıyız. DÇB’yi mali gücü olan bir kurum haline getirmeliyiz. Bunu yaparken geçmişin muhasebesini yapmak, geçmişten ders almak durumundayız. Bütün bu açıklama ve özeleştiriler sonunda KAF-FED olarak bu güne ilişkin arzu ve düşüncelerimiz şunlardır:

  • Öncelikle iyi bir ev sahipliği yapmak , örnek alınacak bir kongre gerçekleştirmek istiyoruz.
  • DÇB’nin kuruluşundaki ilk tüzüğe geri dönüşü sağlayacak kararları birlikte almak istiyoruz.
  • Türkiye ve Rusya Federasyonu ilişkilerine zarar vermeden ulusal sorunlarımızı ele alıp tutarlı bir duruş sergilemek istiyoruz. Kafkasyanın ekonomik kalkınması için verimli arazilerinin işlenmeye ve bölgenin yatırım yapacak iş adamlarına ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Bunun için yeterli insan kaynağımız vardır. Geri dönüş yoluyla yeterli insan gücünün Anavatanlarına dönmesini her iki ülke yararına görüyoruz.
  • Dilimizi yaşatabilmek için etkin çalışmaların yapılmasını istiyoruz.
  • Kafkasya’yı istikrarsızlığa sevk eden Çeçen savaşının onurlu bir barış bir an önce bitirilmesini arzu ediyoruz. Kuzey Kafkasya’da yaşayan tüm halkların barış ve huzur içinde kalkınmasını ve bir arada yaşamasını istiyoruz.
  • Haziran 1998’de Adigey Cumhurbaşkanı Sayın Carım Aslan bir çok açıklamadan sonra sözlerini şöyle bitirmişti: “ Söyleyeceğim son husus da şudur: Kuban havzası bir evdir ve hepimize ait bir evdir. Bu nedenle bu evde kendinizi ev sahibi hissetmenizi ve huzur içinde çalışmalarınızı bitirmenizi ve sağlıcakla yuvalarınıza dönmeni diliyorum.” Bazılarımızın dönmeyi düşlediği, bazılarımızın senede bir kez olsun gitmek isteyeceği bu evin kapısını kapanmamasını istiyoruz. Mevcut Cumhuriyetlerimizin tarihi hakları karşılığı verilmiş statülerinin korunması konusunda etkin çabalar bekliyoruz.
  • Kafkasya’da terör istemiyoruz ve Rusya Federasyonundan yaraları saracak olumlu girişimler bekliyoruz. Bu çerçevede Nalçik olaylarında ölenlerin cenazelerinin ailelerine verilmesinin olumlu katkısı olacağına inanıyoruz.
  • Abhazya’ya uygulanmakta olan Ambargonun tümüyle kaldırılmasını istiyoruz.
  • 2000 Nalçık kongresinde dışlanan kadrolarla var olan dargınlıkları ortadan kaldırarak alternatif ve güçsüz kuruluşlar yerine daha güçlenmiş tek yapıyla temel hedeflerimize yeni baştan yönelmek istiyoruz.

    Bu arzu ve düşüncelerimizi üst örgütümüz DÇB içinde yeni dönemlerde hep birlikte gerçekleştirebileceğimizi umuyoruz. Aksi halde Çerkes toplumunun sorunlarına çözüm üretemeyen bir DÇB’nin mevcut haliyle yaşaması sadece sembolik olacaktır. Bu kongrenin amaç ve dileklerimiz doğrultusunda hayırlı sonuçlar vermesini diliyorum. Tüm katılımcılara bir kez daha teşekkür ediyorum. Sözlerimi rahmetli Kalmuk Yura’nın sözleriyle bitirmek istiyorum. 1993 Yılında Genel Kurulun bitiminde Genel Başkan KALMIK Yura’nın, Maykop’ta yayınlanmakta olan “Adiğe Makh” (Adiğe Sesi) gazetesine verdiği demeç sanki bu güne seslenmektedir. Sayın Kalmuk Yura o gün şöyle söylüyordu: “Güzel sözler söyleyip, bol laf edip, iyi kararlar alarak dağılmak fazla bir işe yaramıyor. Kolları sıvayıp işe koyulmanın zamanıdır. Geçmişte ulusumuza kaybettirilen şeylerin yeniden kazandırılması için herkesin gücüne göre çalışması gerekir. Yaşamları halen sürgünde geçirmekte olan kardeşlerimiz ile bağlarımızı güçlendirmeliyiz. Tüm ulusal problemlerimizin DÇB yönetimince çözülemeyeceğini biliyorum. Tüm hükümetlerin, parlementoların, cumhurbaşkanlarının ve sorumluların ulusal problemlerin çözümünde katkıda bulunmaları gerekir. DÇB yönetim organlarına seçilenlerin de yapacakları işbirliği ve çalışmalarında gösterecekleri performans, ulusal problemlerin çözümünde önemli bir faktör olacaktır. Zaman sızlanıp durma günü değil çalışma zamanıdır. Bilesiniz ki hiçbir ulusal sorunun çözümü kolay ve basit değildir.”

    Federasyon


     


    Toplantıya katılan katılımcılar yaka kartlarını alıyorlar.

     


    Delege yaka kartları.

     

     

     

     

     

     

     


    Toplantı salonu fuayesinden görüntüler.

     


    Dünya Çerkes Bİrliği İstanbul Toplantısı'na Abhazya'dan da katılım vardı.
    Abhazya delegeleri ve ben.

     


    Soldan sağa: Abhazya delegesi tarihçi Doç.Dr. Yuri Argun ve Dünya Abhaz Bİrliği Başkanı, Moskova Üniv. Hukuk Fak. Dekanı Prof.Dr. Taras Şamba

     


    Abhazya delegesi tarih araştırmacısı Denis Chackhalia

     

     


    Abhazya'dan misafir katılımcı Aida

     


    Soldan sağa: Abhazya Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Ağüzbe Vova ; Katılımcı misafir Gena ; Eski Demografya başkanı Erol Bey

     

     


    Eski Bakanlarımızdan Zekeriya Temizel Konuşma Yaparken

     

     

     


    KAF-FED Genel Başkanı ulusal basına demeç verirken

     


    DÇB Başkanı Zawurbiy

     

     

     

     

     


     

    DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ 7. OLAĞAN GENEL KURUL SONUÇ BİLDİRİSİ (kaf-fed'in sitesinden alınmıştır.)

    Dünya Çerkes Birliği; Kaberdey - Balkar, Abhazya, Karaçay-Çerkes (Adıge- Abaza) ve Adıge Cumhuriyetleri, Krasnodar, Kıyıboyu Şapsığ Bölgesi, Moskova, Saint Petersbug, Stavropol, Türkiye, Ürdün, Suriye, İsrail (Kfar-Kama-Reyhaniye), Hollanda, Almanya, New Jersey ve Kaliforniya’da kurulu üye kuruluşlarımızdan gelen 74 delegesinin katılımıyla 05.05.2006 tarihinde Başkanlar Kurulu toplantısını, 06.05.2006 tarihinde de 7. Olağan Genel Kurulu’nu İstanbul’da büyük bir izleyici kitlesinin de huzurunda seviyeli bir şekilde yapmıştır. Dünya Çerkes Birliği Genel Kurulu;

    1- Kongremizin İstanbul’da yapılmasına anlayış gösteren, kurum ve kuruluşlarıyla yardımcı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Hükümetine, ilgili kuruşlarına ve değerli basınına gönülden teşekkür eder,

    2- Anavatan dahil tüm Dünya’da yaşamakta olan Adıge-Abhaz nüfusunun çok büyük çoğunluğu halen Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır. Onların, okullarda ana dilleriyle okumadıkları halde dillerini ve özgün kültürlerini 142 yıldır koruyup yaşatabilmiş olmalarına ve kongremize göstermiş oldukları büyük ilgiye teşekkür eder saygılarını ve sevgilerini sunar,

    3- Dünyanın bir çok ülkesinde ve Anavatan’da yaşamakta olan kardeşlerimizle birlikte fiilen içinde yaşamakta olduğumuz ülkelerin birebirleriyle ilişkilerine zarar vermeden dostça, kardeşçe, barış içinde Abhazya, Çeçenistan, Irak dahil tüm savaşlara karşı çıkarak yaşama arzusunu paylaşıyor olduğumuzu bir kez daha tespit etmekten memnuniyet duyar.

    4- Türkiye Radyo ve Televizyonlarından haftalık yarım saat olarak yapılmakta olan Adıgece yayınların içeriğinin; Kafkas tarihini, kültürünü ve antik çağlardan kalan zengin ses yapısıyla dillerini ülkede yaşayan tüm insanlara tanıtmaya yardımcı olabilecek şekilde geliştirilmesini ve Kaf Fed kanalıyla cumhuriyetlerimizin imkânlardan yararlanılmasını diler.

    5- Üye derneklerin kurulu bulunduğu ülkelerin yasalarına ve hassasiyetlerine saygılıdır Anavatan dışında yaşamakta olan kardeşlerimizin dillerini ve geleneksel kültürlerini koruma, varlıklarını devam ettirme ve geliştirme çabalarına destek olmak üzere içinde yaşamakta olduğumuz devletlerin de izinleri ve katkılarıyla uydu kanalla dil eğitimi ve kültür programları için girişimde bulunmayı ve imkan sağlamaya çalışmayı görev sayar.

    6- Tarihi, kültürel ve insani nedenlerle anavatan ve diasporada yaşayan insanlarımızın tarihsel bağlarından kopmamaları, yakından kültürel alışveriş yapabilmeleri ve akrabalıktan doğan ilişkilerini devam ettirebilmeleri için çifte vatandaşlık statüsü tanınmasını teminen hem Rusya Federasyonu’nun hem de kardeşlerimizin yoğun olarak yaşadıkları Türkiye, Suriye, Ürdün, İsrail gibi ülkelerin hükümetlerinden anlayış ve ikili anlaşmalara dahil ederek katkılarını diler.

    7- 2003-2006 yıllarının barındırdığı koşulların da tesiriyle gerçekleştirilemeyen bazı çalışma konularının diaspora için taşıdığı önemin bu kongrede daha bir farkına varılmıştır. Bunlara ilaveten, tüzük değişikliği,1997 tarihli UNPO Genel Kurulu kararının yeniden takibi, vatandaşlık yasalarının kolaylaştırılması için çalışma, Kafkasya’ya geri dönmek isteyenlere yardımcı olma, savaşlara, ambargolara ve istikrarsızlıklara son verilmesi için özel girişimlerde bulunma ve gençlere özel önem verme görev ve yetkileri verilen yeni yönetim kurulundan, daha çok efor sarf ederek zaman kaybını telafi etmesini, yetkilerin iyi kullanılmaması halinde hesabının sorulacağının da bilincinde olmasını bekler.

    8- 2006-2009 yılları bütçe ve çalışma programına titizlikle uyulması ve aksama yaşanmaması için gecikmiş aidatların kısa sürede ödenmesini teminen üyelerden hassasiyet bekler, Yönetim Kurulunu da aidatlar konusunda artık tolerans göstermemeye davet eder.

    9- İki yıldır İstanbul toplantılarına desteklerini esirgemeyen değerli iş adamlarımıza, Kabartay-Balkar Cumhurbaşkanı ve başarıyla ev sahipliği yapan Kaf Fed yönetimine teşekkür eder, Adıge Cumhuriyeti başkenti Maykop kentinde 3 yıl sonraki kongrede buluşmak üzere üyelerimize, kardeşlerimize, onların içinde yaşadıkları tüm ülkeler insanlarına barış, sağlık ve refah dolu gelecekler diler.

    İstanbul, 06.05.2006

    DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ 7. OLAĞAN GENEL KURULU

    Federasyon